Dilimizi Koruyalım

İLİ : BURSA
AY-YIL : AĞUSTOS – 2013 TARİH : 16.08.2013 (3.HAFTA)

م ا ی َ ْل ف ِ ظ ُ ِم ن ق َ ْو ٍل إ ِ َّلا ل َ َد ْی ِھ َر ق ِ ی ٌب َع ت ِ ی ٌد قال رسول الله صلى الله علیھ وسلم : خ ْی ر ا ً أ َ ْو ل ِ ی َ ْص ُم ْت

Muhterem Müslümanlar!

Yüce Rabbimiz, bizleri eşref-i mahlûkat olarak en güzel şekilde yaratmıştır. Bizlere görmek için göz, duymak için kulak, tutmak için el, yürümek için ayak, düşünmek için akıl, konuşmak için de dil vermiştir. Konuşma sayesinde kişi düşündüklerini ifade etmektedir. Yüce Rabbimiz’in bu kadar mükemmel yarattığı insan, yapıp ettiklerinden, konuşmalarından sorumludur. Söylediğimiz her sözün kayıt altına alındığı ayeti kerimede şöyle haber verilmektedir: “İnsan hiçbir söz söylemez ki, onun yanında gözetleyen, yazmaya hazır bir melek bulunmasın.” Bir başka ayet-i kerimede de:“Yapmış olduklarına, dilleri, elleri ve ayaklarının, aleyhlerinde şahitlik edeceği gün onlar için büyük azap vardır” buyrulmaktadır.
Değerli Müminler!

Kişi, konuştuklarından bir gün hesaba çekileceği şuuru içinde olmalıdır. Bu yüzden, her sözünde hakkı, hakikati ve doğruyu konuşmalı, konuşurken de dilini güzel kullanma gayreti içerisinde olmalıdır. Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim de: “İnsanları Rabbinin yoluna, hikmetle ve güzel nasihatle davet et.” buyurarak tatlı dilin önemine vurgu yapmaktadır. Büyüklerimiz de; “Tatlı dil yılanı deliğinden, kötü söz insanı yoldan çıkarır. Kılıç yarası geçer ama dil yarası geçmez.” diyerek güzel söz söylemenin önemine dikkat çekmişlerdir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir hadis-i şeriflerinde:

“Allah’a ve ahiret gününe inanan kimse, ya hayır söylesin, ya da sussun.” buyurarak hayırlı ve güzel sözler söylememizi, aksi takdirde susmamızı tavsiye etmektedir.

Süfyan b. Abdullah (ra.) “Ey Allah’ın Resulü (s.a.v.) bana titizlikle sarılmam gereken bir tavsiyede bulunur musunuz? diye sorduğunda, Peygamberimiz (s.a.v)’de: “Rabbim Allah’tır” de, “sonra da dosdoğru ol!” buyurmuştur. Sonra Peygamberimiz (s.a.v)’e: “Günah işleme bakımından benim en çok dikkat etmem gereken şey nedir? diye sorduğunda, Efendimiz (s.a.v.) eliyle dilini tutarak“işte budur” buyurmuştur.

Değerli Müminler!

Konuşmalarımız; doğruyu, hakkı, hakikati, güzeli anlatan bir söz olmalı, sarf edildiği ortamda etrafa ışık saçan bir kandil olmalı, az ve öz aynı zamanda cennete giden yolda bizim için bir nur olmalıdır. Konuşmalarımız Allah’ın ve Resul’ünün hoşnut olmadığı, hesap gününde bizleri sıkıntıya sokacak sözler olmamalıdır. Nitekim Peygamber Efendimiz(s.a.v.)’ in sahabeden Ukbe bin Amir’e yapmış olduğu tavsiye bizler için ne kadar önemlidir: “Ey Ukbe! Dilini (aleyhine çıkacak sözlerden) muhafaza et, evin ile meşgul ol, günahına ağlayarak pişman ol ki, kurtuluşa eresin.”

Kıymetli Müslümanlar!

Yaydan çıkan okun geri dönmesi mümkün olmadığı gibi, ağzımızdan çıkan sözlerin de geri dönmesi mümkün değildir. Bu yüzden, nerede ne zaman ve nasıl konuşacağımıza son derece dikkat etmeliyiz. Hoca Ahmet Yesevi’nin şu mısrası ile hutbemi bitiriyorum:

“Aman sözünüz aydın olsun, öz olsun; Işık saçsın; bakan köre göz olsun!”

Hazırlayan : Süleyman YAZAK
Unvanı : İmam-Hatip Güneştepe C. OSMANGAZİ