Zekatı Anlamak

Muhterem Müslümanlar!

İslam Dini sevgi, barış, kardeşlik, paylaşma ve dayanışma dinidir. Dinimizin şiarı olan sevginin temelinde paylaşma ve yardımlaşma vardır. Yüce Dinimiz bu paylaşma ve dayanışmayı zekât ibadeti içerisinde ele almıştır. Zekât İslamın beş temel esasından biri olup mali bir ibadettir. Zekât akıllı, hür, büluğ çağına ermiş, borcundan ve temel ihtiyacından fazla nisap miktarı mala sahip olan her müslümana farzdır.

Değerli Mü’minler !

Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’de “Zenginlerin mallarında (yardım) isteyen ve (utandığından dolayı isteyemeyip) mahrum olanlar için bir hak vardır.” buyrulmaktadır. Bu nedenle zekât vermemek fakirin hakkını gözetmemektir. Zekât, isteğe bağlı yapılan bir iş değil fakirin hakkı olan miktarı hak sahibine vermektir. Zekât ihmale gelmez bir vecibedir. Zekâtı verilmeyen para ve mallar ahirette sahipleri için azap vesilesi olacaktır. Hz. Peygamber (s.a.v.) bir hadislerinde “Altını, gümüşü olup ta fakirin hakkını vermeyen kişinin biriktirdiği bu mal, kıyamet günü cehennemde toplanır ve kızdırılarak, yanı, alnı ve sırtı dağlanır. Soğudukça tekrar kızdırılır. Bu elli bin yıl sürecek uzun kıyamet gününde bütün insanların hesabı görülüp, gideceği yer belli oluncaya kadar devam eder.” buyurmaktadır.
Bir toplumda zengin ve fakirlerin olması normaldir. Fakat zekâtın, sadakanın ve yardımlaşmanın olmaması normal kabul edilemez. Bu dünyada zengin de fakir de imtihandadır. Zengin, Allah’ın vermiş olduğu maldan fakirin hakkını verip vermeme ile fakir ise yokluğa karşı sabır ile imtihan olmaktadır.

Muhterem Mü’minler !

Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerde namaz ile zekât çok defa birlikte zikredilmiştir. Bedeni ibadetlerin en önemlisi namaz, mali ibadetlerin en önemlisi zekâttır. Nitekim İslam tarihine baktığımızda Hz. Ebu Bekir (r.a.): “Allah’a yemin ederim ki, namazla zekâtın arasını ayıranlarla mutlaka savaşırım.”Hz. Ömer (r.a.)şöyle dedi:"Yemin ederim ki, zekât vermek istemeyenlerle savaş konusunda Allah Teâlâ'nın, Ebû Bekir'(r.a.)in kalbine tam bir kararlılık vermiş olduğunu gördüm ve doğrunun bu olduğunu anladım." Bu da bize gösteriyor ki namaz ne kadar önemli bir ibadetse zekâtta o denli önemli bir ibadettir.

Aziz Müslümanlar!

Zekât, Müslümanlıkta samimiyetin ifadesidir. Zekât, berekete açılan kapının anahtarıdır. Zekât, zenginlik vesilesi, zekât vermemek ise yoksulluk sebebidir. Zekâtın insani, ahlaki, iktisadi ve toplumsal yararları vardır. Zekât, zenginle fakir arasında bir köprüdür. Toplumda ileri gelenlerle halkı, zenginle fakiri birleştiren ve buluşturan köprü, zekât köprüsüdür. Bu köprü yıkılırsa bireyler arası ve bireyle toplum arası açılmış olur. Bir toplumda zekât ve sadaka verilmezse dostluklar, arkadaşlıklar daha da önemlisi insani ilişkiler zayıflar. Zekât ibadetinin yaşaması toplumun yaşamasıdır. Zekâtın iflası toplumun iflasıdır. Eğer zekât ibadetini canlı tutup yaşatmazsak, karşımıza hırsızlık, gasp ve ahlaki olmayan ve toplumsal problemlerin yaşandığı bir manzara ortaya çıkar. Toplumu rahatsız eden bu ve benzeri olayların yaşanmaması için, zenginler zekâtlarını gönül huzuruyla ve rencide etmeden vermeli, fakirler de bu zekâtı alırken mutlu olmalı ve teşekkür etmelidirler.

Kıymetli Kardeşlerim!

Zekât, zenginin mala olan hırsını azaltır, kendisine verilen bu malın emanet olduğunu anlar, böylece fakirin kalbini de hasetten, çekememezlikten kurtarır. Zekât ibadeti, malı eksiltmez aksine çoğaltır. Verilen her zekât ve sadaka, toprağa atılan verimli bir tohum gibidir. Aynı zamanda, geçici olan malını bakileştirir. Paylaşmak, Kur’an ahlakıdır. Peygamber Efendimiz (sav) de :“Veren el, alan elden üstündür.” buyurarak bize paylaşmanın, vermenin ne kadar önemli olduğunu vurgulamaktadır. Hem bu dünyada hem de ahirette mutlu olmak için verelim, paylaşalım. Zekâtlarımızı verelim ki, toplum yaşasın.

Hazırlayan: Ali TURAN
Burhaniye Köyü C.İ.H KESTEL